* SAMURAI *'s profile*** SAMURAI ***PhotosBlogListsMore Tools Help

*** SAMURAI ***

* SAMURAI *

Occupation
Location
Interests
bunca çilenin sonu değilmi bir avuç toprak olmak ölmekten yana korkum yok tek korkum unutulmak
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
manzara  
Photo 1 of 31
November 10

samuraı...

 
 
 

Click for Izmir, Turkey Forecast

 

 
 
 
 Güne$e Yazı YazıLmaz

Çok zaman önce refah içinde yasayan bir ülke varmis. Ülkenin huzurlu ve müreffeh yasamasinin bir nedeni de adil, iyi yürekli, dürüst krali imis.
Kral zaman zaman tebdili kiyafet eder, ülkeyi dolasir, halkinin dertlerini dinler, sorunlara çözüm bulurmus. Gene böyle bir günde kral dolasirken, yolu dag basinda bir göl kenarina düsmüs. Gölün kenarindaki agacin dibine çökmüs aksakalli bir dede, bir elinde bir kese, digerinde bir kese. Birinden bir tas alip, digerinden aldigi tasa baglayip göle atiyormus. Bu ise epey bir süre devam etmis ve nihayet bittiginde, dede yoluna gitmek üzere ayaga kalkmis ve kralla göz göze gelmis. Kral dedeye sormus:
- "Dede bütün bir gün seni izledim, sen ne is yaparsin anlayamadim!" demis.
Dede kralin sorusunu söyle cevaplamis:
- "Oglum ben insanlarin kaderlerini birbirine baglarim."
- "Peki en son kimin kaderini birbirine bagladin?" diye sormuş Kral.
- "Kralin güzel kizi ile usagi Ahmet' in kaderini bagladim." Demiş aksakallı dede.
Kral bu cevabi alinca dünyasi kararmış. Bir yanda güzeller güzeli ak pak biricik kizi, ülkenin prensesi, diger yanda olmamis oglu kadar sevdigi zenci usagi Ahmet. Ne yaparım? Nasil eder de Ahmet' e bir zarar vermeden bu kaderi bozarim diye düsünerek, sarayın yolunu tutmuş.

Saraya gidince hemen sevgili usagi Ahmet' i huzuruna çagirmis:
- "Oglum Ahmet sana bir mektup verecegim, bu mektubu alacak ve Günes' e g-yasaklı-türeceksin!" demis.
Krala sorgu sual edilmez. Biçare Ahmet mektubu ve yollugunu alarak düsmüs bilinmez yollara, düsmüs ki ne düsmek. Babasi kadar sevdigi Kral'i ona bir görev vermis ve o bu görevi yerine getirmeli, ama nasil?

Günlerce dere tepe demeden yol gitmis. Nihayet yorgunluktan bitkin halde iken gördügü bir ulu agacin gölgesinde dinlenmeye karar vermis ve uykuya dalmis. Uyandiginda bir de ne görsün! Agacin az ötesinde bir göl, o göl ki üzerine günesin aksi vurmus!
- "Kralimin dedigi Günes bu olsa gerek" diyerek, üzerinde sadece külotu kalincaya kadar soyunarak atmis kendini göle. Dibe dogru yüzmüs, yüzmüs... Taa dipte, günesin aksinin tükendigi yerde bir de ne görsün! Sahane bir hazine sandigi! Almis sandigi çikmis, çikmis ama, Ahmet artik zenci degil bembeyaz bir Ahmet... Sadece külotunun oldugu bölge eski rengini tasiyor.
- "Var bu iste bir hikmet!" demis ve açmis sandigi. Sandik gerçek bir hazine sandigi, içinde binbir türlü mücevherat ile birlikte üzerinde 'Günes'ten Kral'a' yazan bir de zarf.

Ahmet ne yapacagini bilemez hale gelmis bir anda, yeni rengi ve yasadiklari ile ülkesine dönünce kimsenin kendisine inanmayacagini düsünerek, ismini de degistirip, ülkesine zengin bir tüccar kimligi ile dönme karari almis.
Dönünce ülkesine, düsleri bir bir gerçeklesmis.
Ülkesinin bu yeni dürüst ve yakisikli tüccari ile güzeller güzeli kizini evlendirmeye karar verince Kral, dünyalar Ahmet'in olmus. Kral vermis vermesine kizini zengin tüccara ama akli da bir yandan oglu gibi sevdigi ve hiçbir haber alamadigi usagi Ahmet'te imis.

Gel zaman git zaman damadi ile birlikte bir ziyafet yemeginde iken yere düsen bir çatali almak için egilince Ahmet, salvarinin kenarindan kaba eti görünmüs!
Koyu renkli tenini gören Kral gözlerine inanamamis. Yemek bitip odasina çekilecekken herkes, koridorun sonuna dogru yürüyen damadinin arkasindan seslenivermis Kral:
- "Ahmet!"
Ahmet seneler sonra duyunca gerçek adini, gayri ihtiyarî kendisine seslenen Krala dönüvermis... Ve,
- "Neler oldu Ahmet, evladim anlat basindan geçenleri bana!" diyen kralina bütün olanlari bir bir anlatmis. Bunun üzerine Kral:
- "Peki Günes'in bana gönderdigi mektup nerede?" diye sorunca da hemen odasina kosarak, sandiktan çikan mektubu alip Kral'a vermis. Mektupta su satirlar yer aliyormus:
Günese yazi yazilmaz.
Yazilan yazi ise bozulmaz...

 

 

 

 

çσ¢υк qιвι ∂üşüηєвιℓмєк.... 

O gün hava çok kotuydu.. durmadan gök gurluyor, bardaktan
boşanır gibi yağmur yağıyordu.... küçük kız yine de her sabahki gibi annesinin sesiyle uyanmış, kahvaltısını etmiş ve her gün yürüyerek gittiği okuluna doğru
yola koyulmuştu... ancak gökyüzünde şimşekler birbiri ardına ve o kadar gürültüyle çakıyordu ki, küçük kızın annesi "yavrum bu havada yolda yürürken
korkmasın?" diye telaşlandı.. arabasına atladığı gibi yolda kızını aramaya başladı.... derken bir baktı, küçük kızı az ilerdeydi.. minik minik adımlarla yürüyor,ama ne zaman şimşek çaksa durup gökyüzüne bakıyor ve gülümsüyordu..... annesi önce bir anlam veremedi ama kızın niye böyle yaptığını çok merak etmişti, nihayet arabayla ona yaklaşıp sordu: "Yavrum hiç korkmadın mi bu havada yalnız yürümekten...? Hem ne zaman simsek çaksa durup yukarı bakarak öyle napiyorsun...?"

Küçük kız cevap verdi:
"Gülümsüyorum... çünkü Tanrı fotoğrafımı çekiyor..."

 

 

 

 

  Gitsem Diyorum...Biraz Ölsem..

İskelenin en ucundaki, en gıcırtılı tahtanın üstüne oturmuş, denizdeki nereye gittiklerini bilmediğim, bilmeyi de istemediğim parlak renkli balıklara bakıyorum. Bir süre izleyebiliyorum ancak onları, sadece bir yere kadar görebiliyorum, sonrası görünmüyor.

Nedense her düşüncemin arkasına bir olumsuzluk eki katılıyor bu günlerde... Devrik düşüncelerle pekiştiriyorum bu ruh halini. Düşüncelerimin bağlaçları yok, sırf kafiyeli olsun diye kurulmuş iki yabancı cümle gibi birbirinden kopuk ve anlamsızlar... Hava sıcak, su ılık, toprak soğuk, ben yanıyorum.

Gitsem diyorum, şöyle yağmurları olan uzak bir yerlere...

Günahlar gözyaşlarında yıkanır, diyor birisi, yağmurlar kadar çok gözyaşları istiyorum o zaman diyorum içimden... ve eğer ağlayabilseydim ne yağmuru ne de küçük bir ağacın en küçük yaprağına düşen yağmur damlasının süzülüşünü bu kadar çok sevmezdim herhalde...
Gitsem diyorum, balıklarda gitti zaten.

Yıllardır tanıdığım, bana yabancı olan bu evin derin sessizliğinde aslında normal çıkan bütün seslere bile bile kulak verip, kendi kendimi bile bile korkutuyorum. Sonra korkuları susturmak için, kendi kendimi susturup sadece yüreğimi seslendiriyorum, çünkü duymak düşünmekten daha az üzüyor insanı.

Yüreğini ve beynini sırtlanmış, yükünden yorgun adamların halleri geliyor aklıma.

Herkes uyurken korkuyorum, sessizlikten, sessizliğimden... Gitsem diyorum acıları alıp, yalnızlığa sarılmaya..

Yıllardır bilip tanıdığın, yanlış şehirde, doğru otobüse binip, yanlış durakta indiğini fark ettiğinde yürümek zorunda kalmış gibi, geçte olsa gitsem diyorum...

Ve senden daha değersiz olan anlamsız şeylerin bekçiliğini bırakıp, ayağını acıtan ayakkabılara, sıcağa, fırtınaya rağmen ne varsa yakıp yıkıp ardına bakmadan yürümek gibi... Gitsem diyorum, biraz ölsem...

 

 

 

 

 
ANKETİME LÜTFEN KATILIN    

MSN SPACESİM NASIL OLMUŞ
MUHTEŞEM
ÇOK GÜZEL
GÜZEL
İYİ
FENE DEĞİL
İDARE EDER
KÖTÜ
BEN BEĞENMEDİM
Auswertung

 

 

 Ben artık üzülmüyorum

 

Tarihlerden bir tarih Ben&Kendim Artık üzülmüyorum gittiğine...

Hatta beni benle bıraktığın için minnettarım da sana. Bazı zamanlar oluyor ki çok acı çekiyorum ya da kendimi çok yalnız hissediyorum. Belki bunlar çok normal ama ben böyle şeylerle ilgilenen ya da bu tip şeyleri hisseden bir insan değildim. Bana garip geliyor. Belki de büyüyorum kendimle birlikte.

Oysa ki seni ne çok seviyordum bunu kendime bile itiraf etmiştim. Bu da bir adımdı, ama öyle şeyler yaşatmıştım ki ya da yaşatmıştın ki alışık olmadığım bu duyguları bile istememeye, kendimi çekmeye çalışıyordum. Ama olmamıştı. Kolay değildi zaten. Ama eftal olanı yapıp zoru aşmaya çalışırken birden kendimi seni aşmaya çalışan biri olarak buldum.

Neydi amacım bunu bile bilmiyordum. Ya da hissedemiyordum. Kolum uyuşmuştu ya da bir rüyadaydım. Sabah olunca mutlu bir güne başlamanın heyecanıyla kabusu bile kutsal sayıp uykumuza devam etmiştik. Oysa sabahların acılarımızın üstüne üstüne kavurucu güneşiyle bile gelmesi umurumuzda bile değildi. Uyandık... Etrafımıza baktığımızda güneşin doğduğunu ama kabusun devam ettiğini fark ettik. İki yitik hasrettik.

Yitirmiştik her şeyimizi. Daha doğrusu her şeyimiz olarak nitelediğimiz seni beni ve bizi. Tabii ki zor oldu. Ama kolaydı Ve ben başardım seni tüketmeyi. Artık günüm ve güneşim var ama uykum ve düşlerim yok.

Demledim bile acılarımı. Elini ateşe tutup beklemek gibi bir şey bu. Ama yorma kendini anlayamazsın. Çünkü sen hala günsüz güneşsiz ama uykulu düşlü geceler geçirmektesin

 

 

 

 

 

November 08

samuraı

 

 

Yüreðimiz sonsuz, dünya küçük...

Yelken açmak sonsuzluða, bilmeden rüzgârýn seni nereye götürecegini...
Sevmek her þeyi, belki de defalarca vurularak kalbinden ama yine de sevmek.
Aðlamak kana kana kaybedilenlere, gülümsemek sana gülümseyenlere, gözlerinin içi gülerek.. Sarýlmak sýmsýký öylece kalakalmak.
Kimse bize gül bahçesi vaad etmedi, güllerimizi dikmek için varýz
içimizdeki sonsuz bahçeye..
Ben hep siyah güller diktim sense beyaz. Batmýyor bizim güllerimizin dikenleri. Acý yok aslýnda, kirlenmiyor beyaz, insanlar palyaço olmuþ? Dans ediyor.
Gitmiyor giden ve kaybetmiyor aðlayan..
belki bir gün bir yerde....
Yüreðimiz sonsuz, dünya küçük...

 

 

PZRT SALI ÇRŞ PRŞ CUMA CMRT PAZAR
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31
              
                                 

                                                                                KASIM